İnanıyor, çünkü insanı inanıyor.
Bu umudu sen seçmedin — sevdiğin birinden kaptın. Onun takımı senin takımın oldu, onun hayali skorunu kontrol ettiğin bir şeye dönüştü, onun istemesi içinde yaşadığın bir hava sistemine. Göz örüntünü futbolun çok ötesinde haritaladı: izlemiş olmana ihtiyaç duyduğu için izlediğin dizi, arkadaşın anlatırken gözleri o belirli şeyi yaptığı için inandığın girişim, sevdiğin biri kafasının içinde çoktan orada yaşadığı için hayalini kurmaya başladığın şehir. İnsanlar buna pasiflik diyor. Göz buna hassasiyet diyor: açık istemenin bedelindeki asıl açığı buldun — başkası adına istemek bedava. Onun hayali ölürse, onun için yas tutarsın, onun önünde değil; senin defterinde kayıp görünmez. Umudun bütün sıcaklığını, maruziyetinin sıfırıyla alıyorsun. Göz'ün tek sorusu var ve nazikçe soruyor: herkes bayrağını indirseydi, sen kiminkini taşırdın?
Okumanı al — iPhone’da ücretsizonlar adına istemek bedava — kaybı asla senin deftere işlenmiyor. ama göz senin bayrağını gördü; küçücük katlanmış, çantanın dibinde.