Sevdiklerin için sarı kart yersin. Yedin de.
Kendini belayla sevdiğin insanların arasına koyuyorsun — içgüdüsel olarak, her seferinde. Göz bunu yüz farklı kılıkta yaparken izledi: grup sohbetinde 'tamam da onu eve kim bırakıyor' diye soran sensin, birinin sözü kesildiğinde araya giren sensin, başkaları odayı eğlence için okurken tehdit için okuyan sensin. Koruma senin ana dilin. Gösterişli değilsin, olmak da istemiyorsun — bütün değer sistemin, kötü şeylerin olmamasının sebebi olmak üzerine kurulu. Darbeyi, suçu, o tatsız konuşmayı sen üstlenirsin ki başkası üstlenmek zorunda kalmasın. Bedeli hiç faturalandırmadığın bir şey: başkaları adına o kadar çok şey emiyorsun ki, senin de savunulmaya hakkın olduğunu unuttun. Sallandığında saklıyorsun, çünkü duvarın tutulmaya ihtiyacı olmamalı. Göz duvarı görüyor. Neyden yapıldığını da görüyor.
Okumanı al — iPhone’da ücretsizinsanların önünde o kadar sık duruyorsun ki, birinin de senin önünde durabileceğini unuttun.